Get Adobe Flash player

HACI BEKTAŞ-I VELİ


1 - Hacı Bektaş Veli : 1209-1271

Hacı Bektaş Veli, Horasan’ın Nişabur Kenti’nde 1209’da doğdu. Asıl adı; Muhammed Bekdeş’tir.Babası Seyit Muhammed, annesi Hatem Hatun'dur. Burası, Merv, Herat, Belh gibi diğer şehirlerle birlikte; Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bir bölgeydi.
Türkmen Bilgesi Ahmed Yesevî, (1166); orada Yesevilik Ocağı’nı kurmuştu.Bu Türkmen Kocası’nın fikir ve uygulamaları, kısa sürede büyük bir taraftar kitlesi toplamıştı.
Hacı Bektaş, bu bölgede yerleşmiş bulunan kültürel ve dinsel ortamda Ahmed Yesevi'nin halifesi Lokman Perende tarafindan yetiştirilmişti.
Çok yüksek seviyede bir ilme ulaşmış, çok güzel Arapça ve Farsça öğrenmişti.
13. Yüzyılda ki Moğol istilası karşısında, Horasan’dan Anadolu’ya geldiği aktarılmakla birlikte, bazı araştırmacılar tarafından da, Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması için, özel olarak gönderildiği de yazılmaktadır.

Anadolu Aleviliği’nin yerleşmesinde büyük çabalar harcamıştır.
İleride “Horasan Erenleri” diye de anılacak; Türkmen Babaları içinde;
Hacı Bektaş Veli en önemli yeri tutar.

Bıraktığı yazılı eserleri şunlardır:
Fevâ’idnâme-Fâtiha Sâresi Tefsiri-Şathiyye-Hacı Bektaş Velî’nin Nasîhatları-Besmele Şerh-i-Makâlât.

Pir Hacı Bektaş'ın, Türk felsefe dünyasına açtığı kapıdan daha büyüğünü, uzun yüzyıllar boyu başka kimse açamamıştır.
Bektaşilik, sonradan Pir adına kurulmuş bir tasavvufi tarikattır.
Anadolu’da, Alevi-Bektaşiler; Babalar ve Dedeler diye ayrılan, iki kola bağlıdırlar.
Hacı Bektaş Veli’yi seven-sayan O’nun, öğretisini rehber edinenlere Bektaşi denir. Öğretinin temeli insan ve insan sevgisidir.
“Hararet nardadır, sac'da değildir,
Keramet baştadır, tac'da değildir,
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir’’
Horasan Alpereni Hacı Bektaş Veli, gizi insanda; Hakk’ı özünde, özünü Hakk’ta görendir. Bu yaklaşım, Hallac-ı Mansur’un “Enel Hak’kından başka bir şeye benzemiyor.
sevgi ve bilimi kendisine rehber edinmiştir.
Anadolu –Türkmen Halk İslamı’nın adına, Alevilik ve Bektaşilik denmektedir.

2


Aralarında; kültürel, edebiyat, inanç ve ahlak anlayışı açısından büyük farklar yoktur.
Tasavvufi hedefleri şunlardı:
Maddeden-manaya yönelmek,
Nefsi terbiye etmek,
Kamil insan olmayı amaç edinmek,
Ali aşkı ile Allah’a yönelmek.
Bu konuda, Pir Hacı Bektaş’ın sözlerini, öğrenir ve incelersek, bize daha somut bilgiler verir.
Hacı Bektaş Veli'nin zengin tasavvufunu anlatan
"Eline, beline, diline hakim ol"
Derin manalı, özlü sözü halen, anlam ve içerik açısından üzerinde değişik yorumlara yol açmaktadır.
Kişiliği-fikirleri-öğreti temellerini bilmek için, özdeyişlerini anlamak gerekir.
Bugün ki, insanlığın ulaşmaya çalıştığı hedefleri O, binyıl önce belirlemişti.

Pir’in Sözleri :
Ara, bul.
Kadınları okutunuz.
İncinsen de, incitme.
Murada ermek sabır iledir.
Doğruluk dostluk kapısıdır.
Araştırma açık bir sınavdır.
Eline, beline, diline sahip ol.
Her ne ararsan kendinde ara.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Marifet ehlinin ilk makamı edeptir.
Okunacak en büyük kitap insandır.
İnsanın cemali sözünün güzelliğidir.
Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız.
Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
İlim, hakikate giden yolları aydınlatan ışıktır.
Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.

3


Alevi; « Ali » aşkı ve sevgi bağı ile yaşayan kişiye denilebilir..
Alevilik; « Ali » aşkı ve sevgi bağı ile yaşamak ve Ehli Beyt yolunda gitmek denilebilir.
Alevilikte, 12 hizmet birimi vardı.
Aşık sazıyla bestelerini yapar, çalar, çığırır.
Alevi ibadetinin vazgeçilmez parçası semah; saz-aşık bütünleşmesi içerisinde dönülür.
Alevi deyişleri geçmiş tarihleri; Alevi düşünce ve öğretisini, günlük yaşamı, dünyasal ilişkileri konu alır.Ali aşkı,Turnalar, öykü ve mitler, acılar ve umutlar işlenir. Deyişler aynı zamanda Alevilerin gülbenklerini oluştururlar.
Yine aynı deyişlerle tanrı ile ilişkiler kurulur.
Cem’de, saz ve söz ile dönülen Semah bir ibadet ve arınma olarak kabul edilir.
Orta Asya Türkleri de ibadetlerini ortaya yaktıkları bir ateş çevresinde müzik eşliğinde dönerek yaparlardı.
Aşık, Pir’den sonra gelir, önemli ve zor bir görevi vardır..
Saz çalip-çigirmak ; semah’in vazgeçilmezidir.
Aşığın beyitleri; dönülen semah - duygu ve ruhun gökle birleşmesine ve günahlardan arınmaya kadar gider.
Türklerin kurduğu Selçuklu ve Osmanlı devletleri tarafından resmen kullanılmayan dilimiz Türkçe’nin yaşaması ve devamında, Türkmen Alevi ve Bektaşiler’in çok önemli görevleri olmuştu.
Şaman inanç ve dilsel Türkmen geleneğine bağlı bu toplulukların, Halk edebiyatımızın önemli örneklerini, bize armağan ettiklerini de unutmamalıyız.
Anadolu Aleviliği; Türkmen yaşamının tarih boyunca karşı karşıya kaldığı, zorlama ve ağır koşulların değirmeninden geçerek; geleneksel inançlarını İslami usuller içinde şekillendirdiği bir inanç uygulamasıdır.
insanlar arasında, dil- köken ve kültür farkı gözetmeyen bir anlayıştadır.
O'nun din anlayışında tanrı korkusu yoktur, tanrı sevgisi vardır.

4


Felsefe ve öğretisinin kaynağı; İnsan-Tanrı-Doğa sevgisini içeren, insancıl yaşam biçimidir.
Felsefesinin temelinde insan sevgisi ve hoşgörü vardır.
Görüşlerini, toplumsal eşitlik- adalet - paylaşım ilkeleri üzerine oturtmuştur.
Pir Veli, aldığı eğitim ahlakına uygun olarak; Anadolu’da mazlum ve yoksul Türkmen halkın safında yerini almıştır.
Devrinin büyük Sufisi gibi, Konya Selçuklu sarayına yanaşma olmamıştır. Onlar ekmeğini yedikleri bu Türkmen halkı küçük görmüşler, hatta Moğol zulmünü övücü, Türkmenleri aşağılayıcı sözler söylemişlerdi.
Pir Bektas Veli; halkıyla birlikte, tarlada bahçede ekimde dikimdedir.
Üretim de ve paylaşım da sosyal adalet ilkesini benimsemiştir.
Sadece hasat için, tarlaya ve köye giden Osmanlılardan ayrılır.
Ülkenin uğradığı büyük Moğol işgalinde, hep safları belirgin ve aynıdır.
Pir Bektaş Veli, halkının yanındadır. Onların dayanak,umut ve dirayet kapısıdır.Gerektiğinde direnmekten de geri kalmamıştır.
Kırşehir civarında ki, Moğollar’a karşı verilen vatan savunmasında onun olmaması olanaksızdı. Türkmen-Alevi Babailer’in, kırılmasıyla sonuçlanan bu savaş, Malya Ovası’nda olmuştu.
Hacı Bektaş Veli, Amasya’da oturan Baba İlyas ve Babailer’le birlikte hizmet etmişti.
Tarihçi Aşıkpasazade’ye göre, 1240 yılındaki ‘Babai Ayaklanması’ nda, Pir Veli ve Kardeşi Menteş ile Baba Ilyas’ın yanında yerlerini almışlardı.
(1246-1283) Karamanoğlu Devleti’nin Hükümdarı Mehmed Bey de aynı kültürden kaynağını alıyordu.
13 Mayıs 1277 Tarihli Ferman:

"Bugünden sonra divanda,
dergâhta, bârgâhta,
mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konusulmayacaktır."
Meşhur Ferman’in içeriği; Farsça yazıp konuşan Celâleddin-i Rûmi’den çok O’nu ve Türkmenler’i ilgilendirmekteydi.

5


Moğollar Konya'yı yeniden ele geçirmişlerdi.Üzerlerine yürüyen düşmana karşı, yiğitçe savaştılar.
Karamanoğlu Mehmet Bey, kardeşleri Tanu ve Zekeriya ile birlikte şehit düştü.
Onlar vatanlarını ve Türkçe dilini savunuyorlardı.
Böylece “ilk Türkçeci dil şehidimizi” veriyorduk.
Pir’in diğer eserleri yanında, “Makalat"; kendi ilim ve tasavvuf çizgisini anlatan kitabıdır.
Pir Veli; Velayetnamesi’nde, İslam öncesi Türkmen yaşamında, kadının sosyal hayatta etkin bir yerinin olduğunu anlatmaktadır. Bu konuda Dede Korkut’ta da önemli bilgiler bulunur.
Hz. Peygamber’den sonra ki, İslam döneminde, kadının sosyal yaşamdaki yeri ve etkinliği giderek kısıtlanmıştı.
Emeviler’le din araç haline getirilmişti. Kendilerini yücelten ve yanlış uygulamalarına işlerlik kazandıran binlerce hadis yazdırtmışlardı. Hurafeler dinin yerini almaktaydı. Tam bir cahiliye dönemine dönüş vardı. Devlet ve siyasetle iç içe giren din, artık halkın değil iktidarın dini olmuştu.
Bu karanlık dönemde, Ömer Hayyam’ı tanımakta ve onun tanıklığına başvurmakta büyük fayda vardır.
Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam' dır.
18 Mayıs 1048'de Horasan’ın Nişabur kentinde doğup, yaşamış bir Türk Şairi ve Bilginidir.
Hacı Bektaş Veli Hazretleri de O’ndan 161 yıl sonra, aynı topraklarda doğmuştur.
Matematik ,fizik,astronomi,tıp,mantık,müzik şiir ilimleriyle İlgilendi.

Adil davranmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama
Tanrı kanar mı bunlara ?
...
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem
...
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?

6


...
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;
Cehennem ateşleri onlar içindir.
Ne der, dili inciler saçan Muhammet:
Cömert gavur, cimri müslümandan yeğdir.
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
Demişler ki; “Haram nedir, bilmez Hayyam“,
Ben Haram ile Helal’i hiç karıştırmam.
Dost ile içilen şarap helaldir,
Puşt ile içilen su haram


Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.
Felek ne cömert, aşağılık insanlara,
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok:
Sen gel de yuh çekme, böylesi dünyaya!

Horasan’da, ve Orta Doğu’da tasavvufi felsefeler gelişmektedir. Rumî ve Bektaşi tasavvuf düşünceleri bunlardandır.
Pir Hünkar Veli, inancı hurafeden arındırmıştı. Nihayet uzun yıllardan sonra; akıl ve mantık öne geçmişti.
Her şeyi sevgi temeline oturtmuştu.
Anadolu Bacıları teşkilatı; « Hatun Ana » ya da « Kadıncık Ana »adlı, Sulucakarahöyük’lü bir kadının önderliğinde kurulmuştu. Pir Haci Bektaş Veli’nin ilk muritleri Kadıncık Ana ve kocasıydı.

7


O,Kadına cinsiyet olarak değil, insan olarak bakmıştır.Toplumsal yaşamda kadını desteklemiştir.Tarihi sözleri ve uygulamaları bunun kanıtıdır.
Bu konuda sözü; Hünkâr Pîr Hacı Bektaş Velî’ye bırakalım:
Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde,
Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde.
Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok,
Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde.

Hacı Bektaş Velî ; kadınla-erkeğin toplumda beraber çalışmasını ve kadının okumasını istemişti.Kadının aynı zamanda, ana, bacı, kardeş, eş, olarak sosyal hayatta yerini almasını belirtmişti.
Kadının eğitimine önem vermişti. Çünkü, eğitimli bir ananın çocuğu şüphesiz ki, eğitimsiz ananın çocuğundan daha iyi olacaktı. « Kadınları okutunuz » diyerek; tarihe not düşmüştü.
.
Ortaçağ’da Batı’nın, kadına açtığı sosyal yaşamdaki yeri; Pir Hazretleri 500 yıl önce görmüştü.
Ziya GÖKALP’e göre;
Ortaçağda, Doğu uygarlığında hiç bir değişme ve yenileşme olmazken; aynı çağda yapılan iki yenilik; Batı uygarlığı gelişmesinin baslangici oluyordu:
1. «Birinci yenilik, müziğin gelişmesiyle; Eski Yunan’ın çeyrek seslerden oluşan tekdüze muziğinden ezgiler bırakılarak, operanın etkisiyle muziğe armoni öğesinin eklenmesi ;
2.ikinci yenilik,Kadınların namus ve kutsallıklarını yitirmeksizin, toplum hayatına karışmalarıdır. »
« Müslümanlar harem, selamlik, çarşaf , peçe gibi görenekleri Hıristiyan Bizans’la , mecusî İran’dan almakta iken, Batı Avrupa’da kadınlar toplumsal hayata giriyorlardı.»
Büyük Ozan’ımız Nazım Hikmet’in dizelerinden, Anadolu’ya bakalım :

Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz

8


ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan…

kadınlar,
bizim kadınlarımız
Konuyu bitirirken, Hacı Bektaş Veli düşünce ve öğretisinin geniş insani kapsamını, her alanda görebiliriz.
Bu inanç; ceylan, mazlum ve güçsüz ise, kuvvetli ve güçlüyle bir arada; arslanla-ceylanı dost olarak kucaklayan ve aynı ocakta barındıran, bir felsefedir.
Şiirindeki dizelere bakalım :
« Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda
Hırslar kinler yok olur aşk meydanımızda
Arslanla, ceylan dosttur kucağımızda. »
Hacı Bektaş Veli

Halil İbrahim TOKMAK