Bu sonsuz ovalar,
Bu uçan kuşlar,
Bu buruşmuş yüzler,
Bu susuz toprak gibi
çatlamiş eller,
Bu yüksek dağlar,
Bu özgürlük,
Bizim.

Bu insanlar Büyük,
Bu çocuklar güzel,
Bu umutlar…
Umutlar
Bizim.

Kuzey , yağışlı yeşil
Güney, sıcak verimli
Doğu, dağlık ve karlı
Batı, dünyaya açılan kapı
Bu memleket, bizim.

Bizi çevreleyen denizler
Bu denizler gibiyiz…
Çılgın Karadeniz
Marmara
Ege
Akdeniz gibi maviyiz.

Hepimiz…
Bizi biz yapan,
Hepimiziz,biriz,
Ayrılmak yok…!
Siz… Biz
“Biz bize benzeriz”
Biziz Hepimiz.
Biz Biziz,
Bizi vareden,
Bu Dostluk, Bizim,
Bu Memleket, Bizim

kongre turizmTurizm, günümüzde döviz girdisini arttırıcı ve istihdam oluşturucu özellikleriyle ulusal ekonomiye katkıda bulunan, uluslar arası kültürel ve toplumsal iletişimi sağlayıcı ve bütünleştirici etkisiyle dünya barışının korunmasında büyük payı olan bir sektördür.

Turizm Bakanlığı 1992 yılından beri turizmi 12 aya yayma ve çeşitlendirme politikası kapsamında kongre turizmine gereken önemi vermektedir.

Türkiye’nin bu alanda giderek artan olanaklarının tanıtılması amaçlanmaktadır. Bilindiği üzere, kongre turizmi yapanlar harcama düzeyi yüksek kitlelerden oluşmaktadır.

Antalya ve İstanbul’da kongre turizminden iyi gelirler elde edilmektedir. Kapadokya, kongre amaçlı salonlar açısından yeterli sayıya ulaşamamıştır.

T.C. Kültür Bakanlığı tarafından projesi yaptırılan Sivri taşlığındaki kaya kongre merkezinin bu şekilde yarım bırakılması düşünülemez. Dünyadaki ilk kaya oyma kongre ve fuar merkezinin hayata geçmesi için çalışacağız.

mağaraTürkiye gerek jeolojik gerekse jeomorfolojik özelliklerinden dolayı mağara sayısı yönünden zengindir. Doğanın insanlığa en büyük armağanlarından biri mağaralar olup, başlangıçta barınak, gizlenme, korunma amaçlı olarak faydalanılmıştır. Bugün, çevre sorunları, kentsel gürültü ve kirlilikten kaçış süreci içinde olsa, spor, rahatlama ve doğaya dönüşün önemli bir sığınağı olarak yine insanların hizmetine sunulmaktadır.

Önceleri Macera Turizmi’nin dışında düşünülmeyen mağaracılık, alternatif turizm amaçlarıyla bugün yeniden gündeme gelmiştir.

Avanos sınırları içinde bulunan mağaralar turizme açılabilir.

hipodromAt yarışları modern toplumlar için sosyal ihtiyaçtır.

Hipodrom kelimesi Yunanca’da ki hippos ve dromos kelimelerinin iç içe geçmeleri ile ortaya çıkmıştır. İpo: at ve dromos: yol demektir. At yarışlarının yapıldığı at alanı olarak tabir edilir.

Tarihte ilk hipodrom Romalılar tarafından yaptırılmıştır. Şu an İstanbul’da kalıntıları bulunan hipodromun orijinali, Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından yapılmış, daha sonra Büyük Constantinus tarafından genişletilmiştir. O dönemde yapılan at arabası yarışlarında, öldürmeye varan bir rekabet vardı. Osmanlı döneminde ise hipodrom, cirit oynanan, şehzade sünnetlerinin yapıldığı eğlence alanı olarak kullanıldı.

Günümüzün modern hipodromlarından, İstanbul Veliefendi Hipodromu, 596 dönüm arazi üzerine kurulmuştur. 2020 metre uzunluğunda 27-36 metre eninde çim yarış pisti, 1870 metre uzunluğunda 17.5-19 metre eninde kum yarış pisti, 1720 metre uzunluğunda 12.5-14 metre eninde kum idman pisti, mevcuttur.

at yarışıHipodrom alanında TJK ve Dernek Lokalleri, İdari Binaları, Yarış Atları Hastanesi, Apranti Eğitim Merkezi, Satış mağazası, Müze ve Sergi salonu, 120 masalık piknik alanı, çocuk oyun bahçesi, çeşitli kafeteryalar ve otoparkı bulunmaktadır.

1339 adet ahırı, ayrıca 13 box’luk enternasyonal ahırı bulunmaktadır. Tribün içinde ve çeşitli alanlarda 150 adet oyun gişesi vardır. Ahırlar bölgesinden pistlere çıkışı sağlayan 286 metre uzunluğunda tünel mevcuttur.

Avanos’umuz ‘güzel atlar diyarı’ Kapadokya’nın merkezidir. Halihazırda ilçemizde at çiftlikleri bulunmakta ve at turları düzenlenmektedir. Uygun büyüklükte bir hipodromun ilçemize kazandırılması gereklidir. Böylece yüksek gelirin yanı sıra yeni iş alanları da açılacaktır. Ayrıca Avanos’un tanıtımına çok önemli katkılar sağlayacaktır.

Avanos’un tarihi en az dört bin (4000) yıl öncesine dayanmaktadır. Bu süreç içinde Asurlularda ‘Nenessa‘, Hititlilerde ‘Zu-vinasa‘, Eski Yunan ve Bizans’ta ‘Venasa, Vanote‘ adlarını almıştır. Osmanlıda ‘Uvenez-Evenez-Avanez-Avanoz‘ olarak adlandırılmıştır.

Avanos, ‘topraktan kap yapan; çanakçı şehri‘ anlamına gelmektedir.
Venessa, MÖ. 332 yılında Büyük İskender’in komutanı ‘Eumenes‘ tarafından yeniden kurulmuştur.

MÖ. 4. ve 1. yüzyıllarda Venessa, bölgede en önemli bir şehir olup, mükemmel şehitliğe, muhteşem meyve bahçelerine, üzüm bağlarına, kaliteli şaraplara sahipti ve çok zengindi.

Selçuklu döneminde, Saruhan Kervansarayını korumak için gönderilen birliğin komutanı ‘çavuş’, bugünkü Alaattin Mahallesinde bir mescit yaptırır. 1249 senesinde bu yere ‘Çavuşlu Mahallesi‘ adı verilir ve Avanos’un ilk mahallesi oluşur.

İlk kurulduğu yıllardan beri çanakçılık, Avanos’un en önemli gelir kaynaklarından biridir.

Avanos 16. yy sonlarında, ülkenin önemli halıcılık merkezlerinden biri haline gelir.

Osmanlı döneminde tarım, ticaret ve el sanatlarından alınan yüksek vergiler nedeniyle Avanos’ta ticari hayat uzun yıllar sönük kalır.

Geçen Yüzyılda Avanos Kültürü

(Zaman ve kaynak eksikliğinden dolayı, ulaşamadığımız değerlerimiz için, affınızı diliyorum)

Avanos Binnikleri
Pazar günleri fırın eti pişirilir, birbirlerini sevenler bağ-bahçelere giderek
eğlenirdi. Alpış, Çayağıl, Derinöz, Karşıbağ binnikleri başlıcalarıdır. 12
Eylül 1980′den sonra yasaklanmış ve bu gelenek tükenmiştir. Halkımızın kalbinde
güzel anılarla yaşamaya devam etmektedir.
Hızır-İlyas
Baharın müjdecisi olarak, karada ve denizde insanlara yardım ettiğine inanılan,
Avanosçası Hıdırillez‘in 6 mayıs günü buluşarak bir yıllık sohbet ettiklerine
inanılır.
Düğünlerimiz
Üç gün üç gece sürerdi. İlk gün oğlan evine bayrak dikilir, sonra çalgı
eşliğinde kız evine gidilip yüzgörümlüğü istenirdi. İkinci gün kız evinden
oğlan evine helvatar, tavuk, börek vb. yöresel yemeklerle dolu bir
tepsi gönderilir. Üçüncü gün Kına gecesi yapılır; kadınlar kız evinde tef
çalıp, türkü söyleyerek eğlenir, erkekler de oğlan evinde eğlenir, seher davulu
çalınır. Öğle namazından sonra davul-zurna eşliğinde gelin getirmeye gidilir.
Gelin oğlan evine getirilince yemekler yenilir, eğlence devam eder.

Avanos’ta Çanakçı olmayana, Köybağı’nda bağı olmayana kız vermezlerdi.

Bunun yanı sıra 60′lı yıllarda Avanos’ta iyi bir kocada aranılan özellikler
şunlardı;

  • Asri pencereli
  • Düdüklü tencereli
  • Kolu kol saatli
  • Eli kese kağıtlı
  • Anası ölmüş
  • Askerden gelmiş
Kelle Atılması
Sokakta iki duvar yada direk arasına ip gerilir. İlçenin delikanlıları toplanırlar
ve sırasıyla gerilmiş ipin üzerinden dana kellesini aşırmaya çalışırlar. En
yüksekten kelleyi aşıran ödülü alır.
Sinsin Oyunu
Cumhuriyet bayramı akşamı halk meydanda toplanır, ateş yakılır, davul-zurna
çalmaya başlar. Temsili savaşçı geri geri sekerek ateş etrafında döner. Ona
saldıran kişi karşıdan üzerine varır, sırtına ‘güp‘ diye yumruğu yiyen
oyun dışı kalır, vuran ateş etrafında dönmeye devam eder. Avanos’a Orta Asya’dan
gelen, düşmana karşı savaş tekniklerini içeren bir Türk oyunudur.
Aşşık Oyunu
Koyunun ön diz kapaklarından çıkan şekilli bir kemik parçasıdır. Değişik
şekillerde oynanır.
Ceviz Oyunu
Ceviz oynamaya da geldim odana
Nişanlında bu mu da dirler adama
Met Oyunu
Çelik çomak
Düzmeli Saksı
İki ekip halinde oynanır. Çömlek kırıklarından yapılan yuvarlak saylakların
10-15 tanesi üst üste dizilir. Saçakla sarılmış içi halı kırpıntısı topla
hedefe 10-12 metreden atış yapılır. Saksıları deviren ekip kaçmaya başlar.
Ebe ekip, topla onların her birini vurmaya çalışır. Vurulan yanar. Hepsi vurulmadan
saksıları yeniden üst üste dizebilirlerse ;kazanırlar. Dizemezlerse, kaybederler.
Oyun tekrar başlar. Bayramlarda bu geleneğimizin yaşatılması ve genç nesillere
aktarılması için çalışacağız.
Türkülerimiz
Karşı bağda sıra sıra bademler,
Gökteki yıldızın üçü terazi,
Taşa çaldım ayvam ile narımı,
Niğde bağları,
Avanos köprüsünden aşırayım yolunu,
Şen olasın Ürgüp dumanın gitmez,
Kayseri mektebine oldum cenderme

Yetiştirdiği önemli kişilerden bazıları

Selahattin KüçükdağAvanoslu Selahattin KÜÇÜKDAĞ
Avanos’lu halk ozanı, Anadolu Bülbülü Selahattin KÜÇÜKDAĞ’ın kendi türküleri
ve onlarca plağı vardır.
Arif Bey
Babası Cafer Ağalardan, annesi Derelilerden olup, Galatasaray Sultaniyesi’nden
ve Mülkiye-i Şahane’den mezun olmuştur. Sarayda görevli iken nufuzunu kullanarak
1898 yılında Kızılırmak üzerinde ilk köprüyü başlatıp, iki yılda tamamlatmıştır.
Gazi Hüseyin ZORLU (1899-2003)
104 yaşında 24 Eylül’de öldü.

Sakarya Meydan Muharebesi öncesi, teftiş yapan komutanlardan biri “Nerelisin
asker ?
” diye sordu. Ay ışığında gözleri gümüş gibi parlayan bu komutanın
Mustafa Kemal Paşa olduğunu anlamıştı. “Avanos’luyum komutanım
dedi. O sordu; “Sizin oralarda da aylı geceler bu kadar güzel midir
asker ?
” “Benim vatanımın her yanında aylı geceler güzeldir
komutanım
” dedi. O gülümsedi. Bir müddet, ovada kıvrılarak akan Sakarya
Nehri’nin sularında yansıyan ay ışığını izledi.

Tokmak Dede
1880-1965 yılları arasında yaşadı. Hasan Hüseyin ve Ümmü Gülsümden doğdu
TOKMAK DEDE pehlivan, gazi, taş yapı ustası, filozof ve mizahçıdır. Kendi
adı ile anılan Tokmak mahallesini Ötegeçe’de kurmuştur.Taş köprünün yapımında
usta olarak çalışmıştır. Hikayeleri çevre ilçe, köy ve kasabalarda hala anlatılmaktadır.
Haydar OĞUZ
1914 yılında Avanos’ta doğdu. Babası Halil Sabri OĞUZ Cumhuriyet dönemi
ilk baş öğretmenlerindedir. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca bölümünü
bitiren Haydar OĞUZ 1967 yılına kadar öğretmenlik yaptı. Avanos’ta ilk gazeteyi
çıkarttı.

Emeklerin boşa gitmiş değildi Güneş olur ufkumuza doğardın
Hizmetlerin birer birer övüldü Bir sütuna bin havadis koyardın
Büyük küçük hep önünde eğildi Bülbül olup dalımıza konardın
Ölmedin sen OĞUZ yaşayacaksın Şahin olup uçup gittin Haydar Bey
Ahmet ÖCAL Abdulkadir SAĞLIK
Abdullah Rıza ERGÜVEN (1925-2001)
Avanos’un yetiştirdiği önemli bir şair ve yazardır.

Adımı yazdım bir ceviz ağacına Bilmiyorum
Kaç kazan türkü yaktım Avanos’ta Tam kapıdan içeri giriyorum
Tam konuşacağım
Anam eşekten düştü Dışarı çıkıyorlar
Avanos-Himmetdede yolunda «Hırsızlar !» diyorum
Ben Kayseri’de okurken «Nereye gidiyorsunuz ?»
Cızz etti yüreğim-vay benim anacığım Pabuçlarını alıp kaçıyorlar

ANAMIZ AĞLAMIŞ
BİZİM Şiir kitabından alınmıştır
Gerçek Sanat Yayınları

Tünel girişiSekiz-on yıldır Avanos’ta yer altı şehrinin varlığını tartışmaktayız. Camii Kebir, Bayır, Orta ve Alaattin Mahallelerinin eski sakinleri evlerinde bulunan tünellerin Esetderesi, mezarlık ve şaraphane yönüne bağlantıları olduğunu öteden beri söyleyegelmişlerdir. Kırlangıç Kayasından ve Aşır Dayının evinden kurt çıktığı hikayeleri halen anlatılmaktadır. Bu söylemler temelinde çeşitli kesim ve kuşaklarla yaptığımız ön araştırmaları, düzenlediğimiz toplantılarda tartışmaya açarak değişik öngörüleri değerlendirdik. Avanos’taki YERALTI ŞEHRİNİN sanal olmaktan çıkarılıp, hizmete açılması tarihi ve turistik bir kazanım olacaktır.

Bu yer altı şehrini ortaya çıkarmak istememizdeki amaç; Avanos’un rakiplerinde bulunmayan bir değeri ilçemize kazandırmaktır. Böylece Avanos’a gelecek yerli ve yabancı turist sayısı yüz binlere ulaşarak yıllık gelirimiz fevkalade artacaktır.

Tarihi ve doğal değerlerimize önem verelim ki, şehrimiz tanınsın ve bize zenginlik getirsin.

Next Page »